İşçi ile işveren arasındaki kıdem, ihbar, ücret, fazla çalışma, yıllık izin ve benzeri alacak-tazminat taleplerinde dava açmadan önce arabulucuya başvuru kural olarak dava şartıdır. Arabuluculuk yalnız formalite değildir; başvuruda hangi uyuşmazlık kalemlerinin yer aldığı, daha sonra açılacak davanın kapsamı bakımından önem taşıyabilir.

Başvuru yapılmadan önce iş sözleşmesinin başlangıç ve bitiş tarihleri, fesih şekli, son ücret, ödenmeyen dönemler ve çalışma düzeni mümkün olduğunca netleştirilmelidir. “Tüm işçilik alacaklarım” şeklindeki belirsiz bir anlatım yerine uyuşmazlığın hangi kalemlerden oluştuğunun açıklanması süreci daha sağlıklı yürütür. Bununla birlikte arabuluculuk yargılama değildir; tanık dinlenip bilirkişi raporu alınarak kesin hesap yapılması beklenmez.

Taraflar anlaşırsa düzenlenen anlaşma belgesi, üzerinde anlaşılan hususlarda çok güçlü sonuç doğurur ve kural olarak aynı konuda yeniden dava açılamaz. Bu nedenle özellikle toplu bir rakam üzerinde anlaşılırken hangi alacakların bu rakama dahil olduğu açık yazılmalıdır. Kıdem, ihbar, fazla mesai, izin ve ücret kalemlerinin birbirine karışması ileride yorum sorununa yol açabilir.

Anlaşma sağlanamazsa son tutanak düzenlenir. Dava açılırken bu son tutanağın dosyaya sunulması gerekir. İşe iade bakımından ayrıca çok kısa süreler vardır: fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması, anlaşma olmazsa son tutanaktan itibaren iki hafta içinde dava açılması gerekir.

İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ise işçilik alacaklarından farklı değerlendirilir ve dava şartı arabuluculuğun kapsamı konusunda özel hükümlere bakılır. Bu nedenle her “iş mahkemesi dosyası” için otomatik olarak aynı arabuluculuk kuralının geçerli olduğu varsayılmamalıdır.

Kaynak: 4857 sayılı İş Kanunu – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı · Dava şartı arabuluculuk – Adalet Bakanlığı