Yıllık ücretli izin, iş sözleşmesi devam ederken kural olarak paraya çevrilemez; işçinin dinlenme hakkıdır. Kullanılmamış yıllık izinlerin ücret alacağına dönüşmesi iş sözleşmesinin sona ermesiyle olur. Fesih kim tarafından ve hangi nedenle yapılmış olursa olsun, hak edilmiş fakat kullanılmamış izin sürelerinin ücreti sona erme tarihinde gündeme gelir.
Yıllık iznin gerçekten kullandırıldığını ispat yükü işverendedir. İmzalı izin defteri, izin formu veya eşdeğer yazılı kayıtlar bu nedenle önem taşır. Bordroda yalnız “izin” ibaresinin bulunması veya işverenin “zaten kullanmıştı” demesi, somut kayıtların yerine her zaman geçmez.
İzin süresi işçinin kıdemine göre değişir ve yaşa ilişkin özel alt sınırlar da vardır. İşveren izni bölerek kullandıracaksa kanundaki kurallara uymalıdır. Hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinin yıllık izin süresinden nasıl ayrılacağı da hesabı etkileyebilir.
İş sözleşmesi sona erdiğinde kullanılmayan izin ücreti son ücret üzerinden hesaplanır. Bu alacak kıdem tazminatından farklıdır; kıdeme hak kazanılmayan bir fesihte bile kullanılmamış yıllık izin ücreti doğabilir. Bu yüzden “haklı nedenle çıkarıldım, izinlerim de yandı” düşüncesi doğru değildir.
İşçilik alacağı olarak yıllık izin ücreti için dava öncesi arabuluculuk kural olarak zorunludur. Dosyada işe giriş-çıkış tarihleri, işverenin izin kayıtları, bordrolar ve banka ödemeleri birlikte incelenmelidir. Çok uzun çalışma dönemlerinde işçinin hangi yıllarda kaç gün izin kullandığını tabloya dökmek, toplam alacağın doğru hesaplanmasını kolaylaştırır.
Kaynak: 4857 sayılı İş Kanunu – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı · Dava şartı arabuluculuk – Adalet Bakanlığı