İcra dairesinden gelen ödeme emrinde ilk bakılması gereken şey borcun miktarı değil, takip türü ve tebliğ tarihidir. Çünkü genel haciz yoluyla ilamsız takip, kambiyo senetlerine özgü takip, ilamlı takip ve kira alacağına ilişkin tahliye takibi aynı itiraz yoluna ve aynı süreye tabi değildir. Yanlış takip türüne göre hazırlanan itiraz, süresinde verilmiş olsa bile hak kaybı doğurabilir.

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu kural olarak ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edebilir. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. Borcun tamamına itiraz edilecekse bunun açıkça belirtilmesi yeterli olabilir; ancak borcun yalnız bir kısmına itiraz ediliyorsa itiraz edilen miktarın gösterilmesi gerekir. Takip bir adi senede dayanıyor ve imza inkâr edilecekse imzaya itirazın ayrıca ve açıkça yazılması önemlidir.

Ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği düşünülüyorsa yalnız borca itiraz etmek yerine tebligat işlemi de ayrıca incelenmelidir. Tebliğ mazbatasındaki adres, teslim alan kişi ve tarih bazen dosyanın bütün süresini değiştirir. Takibin öğrenildiği tarih ile resmi tebliğ tarihi arasındaki farkı varsayımla çözmek doğru değildir.

Borç gerçekten mevcut olsa bile faiz oranı, faiz başlangıcı, masraf veya yetki yönünden itiraz gerekebilir. Yetki itirazında yalnız “yetkisiz” demek bazı durumlarda yeterli olmaz; yetkili olduğu düşünülen icra dairesinin de gösterilmesi gerekebilir. Borç ödendiyse ödeme dekontu, sözleşme ve yazışmalar dosyayla eşleştirilmelidir.

Yedi günlük süre genel ilamsız takip için temel kuraldır; fakat her icra ödeme emrinde aynı süre yoktur. Bu nedenle eline icra evrakı geçen kişinin önce belgenin üstündeki takip yolunu, icra dairesini, dosya numarasını ve tebliğ tarihini tespit etmesi gerekir. Sonrasında borca, faize, yetkiye veya imzaya ilişkin itirazın hangisinin gerçekten gerekli olduğu belirlenebilir.

Kaynak: Adalet Bakanlığı mevzuat portalı