Fazla mesai davalarında asıl uyuşmazlık çoğu zaman saat ücretinin kaç lira olduğundan önce, işçinin gerçekten haftada kaç saat çalıştığıdır. 4857 sayılı İş Kanununda haftalık normal çalışma süresi kural olarak 45 saattir. Haftalık toplam bu sürenin üzerine çıkıyorsa ve özel bir istisna yoksa fazla çalışma ücreti gündeme gelir.
İmzalı ücret bordrosu dosyanın seyrini önemli ölçüde etkiler. Bordroda fazla çalışma tahakkuku bulunması ve işçinin ihtirazi kayıt koymadan imzalaması hâlinde, o ay bakımından ek fazla çalışmanın ispatı daha zor hâle gelebilir. Buna karşılık banka ödemesi, bordro ile fiili çalışma düzeni arasındaki farkı her zaman tek başına çözmez. Elektronik giriş-çıkış kayıtları, kart basma verileri, vardiya çizelgeleri, işyeri yazışmaları ve görev kayıtları somut çalışma saatini gösterebilir.
Tanık anlatımı özellikle yazılı kayıt bulunmayan işyerlerinde önemlidir. Ancak tanığın aynı dönemde ve benzer çalışma düzeninde bulunması gerekir. İşyerinden yıllar önce ayrılmış bir tanığın, görmediği dönem hakkında genel tahminde bulunması zayıf delil oluşturur. Aynı işverene karşı davası bulunan tanığın beyanı da otomatik olarak değersiz değildir; mahkeme diğer delillerle uyumunu inceler.
Fazla çalışmanın hesabında ara dinlenmeleri çalışma süresinden düşülür. Gece çalışması, vardiyalı sistem, denkleştirme ve bazı meslek gruplarına özgü düzenlemeler ayrıca önem taşır. İş sözleşmesindeki “fazla mesai ücrete dahildir” kaydı da sınırsız bir çalışma yetkisi vermez; yasal sınırlar ve sözleşmenin niteliği birlikte değerlendirilir.
Dava açılmadan önce işçilik alacaklarında arabuluculuk dava şartıdır. Dosyayı hazırlarken ay ay tablo çıkarmak, hangi dönemde hangi vardiyada çalışıldığını belirlemek ve eldeki kayıtları tanık anlatımlarıyla eşleştirmek, soyut biçimde “her gün 12 saat çalıştım” demekten çok daha güçlü bir ispat zemini yaratır.
Kaynak: 4857 sayılı İş Kanunu – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı · Dava şartı arabuluculuk – Adalet Bakanlığı