Kira ilişkisinin sonunda depozitonun tamamının otomatik olarak kiracıya verilmesi gerektiği gibi, kiraya verenin de istediği her masrafı depozitodan düşebileceği düşüncesi doğru değildir. Depozito, kiracının kira ilişkisinden doğabilecek borçları için güvence niteliğindedir. Kesinti yapılabilmesi için hangi borcun veya zararın var olduğu ve tutarı somutlaştırılmalıdır.
Kiracının normal kullanımından kaynaklanan eskime ile gerçek zarar birbirinden ayrılır. Yıllar içinde boyanın solması, belirli ölçüde yıpranma veya kullanım ömrü dolmuş parçalar her zaman kiracıya yüklenemez. Buna karşılık kırılan bir kapı, sözleşmeye aykırı yapılan değişiklik veya teslim edilmeyen demirbaş için zarar talebi gündeme gelebilir. En büyük ispat sorunu genellikle taşınmazın teslim anındaki durumu konusunda çıkar.
Bu nedenle kira başlangıcında ve çıkışta düzenlenen teslim tutanağı, fotoğraf ve videolar önemlidir. Anahtarın ne zaman teslim edildiği de ayrıca belgelenmelidir. Kiraya veren, son kira veya aidat borcu bulunduğunu ileri sürüyorsa banka kayıtları ve site yönetimi hesaplarıyla bunu ortaya koyabilmelidir.
Türk Borçlar Kanunu konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence bedelini üç aylık kira bedelini aşmayacak şekilde sınırlar. Para veya kıymetli evrak olarak güvence kararlaştırılmışsa kanunda banka aracılığıyla güvence altına alma sistemi öngörülmüştür. Uygulamada depozitonun doğrudan kiraya verene ödendiği sözleşmeler de çok yaygın olduğundan, ödemenin dekontla ispatı ayrı önem taşır.
Taşınmaz teslim edildiği hâlde depozito iade edilmiyorsa önce hangi kesintinin hangi gerekçeyle yapıldığı yazılı olarak sorulmalıdır. Uyuşmazlık çözülemezse kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk ve ardından görevli mahkeme süreci gündeme gelebilir. Talepte yalnız depozitonun ana parası değil, temerrüt ve faiz başlangıcı da dosyaya göre ayrıca değerlendirilmelidir.